REHBERLİK > Yazarlarımız
    Bizden, Bize Giden Hocamıza!
    Bizden, Bize Giden Hocamıza!

    Ağabeylik ona, o kadar yakışırdı ki; büyükleri bile ona Hasan abi demekten kendilerini alamazdı. Önce ana baba bir kardeşlerine; sonra da ihvan olarak kabul ettiği bizlere ağabeylik yaptı. Eğitmek için, elinden geleni değil, gelemeyeni dahi yapmaya çalıştı.

    Doğrulukta ve İslami konularda Taviz vermez bir tutumu ile Celal sıfatını temsil ederdi adeta. Allah rızasına aykırı iş gördü mü, hemen atılır, müdahale eder, bu konuda sözünü makamına bile bakmadan doğruca söyleyiverirdi.

    Dünyalık kazanma peşinde olanlara inat, dünyaya sırtını dönmüş, Milli Eğitimde çalışırken ve rahatken, Allah rızası için, Birlikte Cennet çocukları (VİLDAN) yetiştirmek için görevinden istifa ederek Vildan’a tüm müktesebatı ile gelmiş ve son anına kadar, hem okul içinde hem de okul dışında Arslanlan gibi mücadele etmiştir.

    Fedakârdı öğrencileri için. Öğrenci yetiştirtmek için eriyen bir er kişi idi. Okul saatleri yeterli gelmez, hafta sonları da hem kendi sınıfındakilere ders verir ya da verdirir, hem de üniversiteli, liseli gençlerle programlar yapar, onları da yetiştirme gayretinde olurdu. Öğrenciler için yapılacak işleri tümden üstlenir, bunun için sıkıntılar yaşasa da şikâyet etmez, vazgeçmezdi.

    Fedakârdı arkadaşları için. Gece yarısı bile olsa, Kimin derdi olsa hiç tereddüt etmeden koşar, yardımcı olur, çözünceye kadar takibini yapardı. Sadece benim için en güzel günümde (evlenirken) hep yanımdaydı. En acı günümde (babamı kaybettiğimde)de yolda, yoldaşımdı.

    Fedakârdı kardeşleri için. Hepsinin derdi ile o kadar ilgilenirdi ki; ‘’yeter bu kadar da fazla!’’ dediğimizde; ‘’ben evin büyüğüyüm. Bizde böyle!’’ derdi. Okuyacak kardeşlerini yanına aldı sıra ile, senelerce hem kendisi hem de ablamız çoğumuzun yapamayacağı fedakarlıkta bulundular, yardımcı oldular, ağabeylik ve ablalık yaptılar.

    Hizmetlere de fedakarca koşar, Dur desek de durmazdı. En son liselilerle yapılacak çalışmalara; Girme! Girersen Köstek olmayız ama destek te olmayız’’ dememize rağmen girdi ve fedakarca bu günlere getirdi.

    Arkasında koca bir öğrenci topluluğu ve dua ordusu arkadaşları bırakırken, dünyalık tek oturduğu ev vardı. Gideceğim, emekli olacağım derken; hem bizi hem de ailesini hazırlamış aslında ayrılığa. Bizden ayrıldı hiç beklenmedik anda, ama yine bize, yeni binamıza bizden önce gitti nöbete’ ne de güzel nöbet tutardı bahçede. Onu görenler toparlanırdı birden!

    Yine oradan bakıyor yeni binaya ve bekliyor öğrencilerini ve öğretmen arkadaşlarını. Seslerini duyacak inşallah çocukların oynaşırken bahçede. Her gün olmasa da her Cuma ziyaret edilecek mezarında Hasan Hocam.

    Sen çok yoruldun hocam, sefa sür inşallah cennette. Sıra çocuklarında ve öğrencilerinde! Bayrağı onlar devralacak ve taşıyacak senin gösterdiğin hedeflere!

    Hasan TEMİZKAN
    Mdr.Yrdc.

    HOŞ GELDİN KAİNATIN VE GÜLLERİN EFENDİSİ
    HOŞ GELDİN KAİNATIN VE GÜLLERİN EFENDİSİ

    Tarihlerin en güzeli 20 Nisan 571.Selam olsun sana ya Allah’ın resulü. "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım." Sözünden biz eğer bugün yaşıyorsak efendimizin sayesindedir.Dünya eğer varsa her şey bilsin ki varlığını O’na borçludur. Cahiliye Dönemi vardı sen dünyaya gelmeden ya resulüllah.Adı gibi cahiller vardı.O dönemde kız çocukları canlı canlı toprağa gömülüyordu.Bilmiyordu işte cahiller Allah’ın verdiği canı ancak Allah’ın alacağını.Sonra sen geldin dünyaya ya resulüllah.Hoş geldin ve iyi ki geldin.İşte bu diri diri gömülen ve geleceğin anneleri olan kız çocuklarına yaşama hakkını sen verdin.Hatta hadisinde:”Cennet annelerin ayakları altındadır.”sözünü söyledin.Peki şimdi cenneti ayaklarının altına koyduğun annelerin şimdi seni seviyorlar mı ya yetimler yetimi?Anneler senin söylediğin söze uygun bir hayat yaşayıp ,sana layık bir annelik yapıyorlar mı?Annelerimiz seni bizden daha çok sevsin ve sana olan sevgisinin hatırına eşlerine ve çocuklarına senin merhametinle senin sevginle baksınlar.Biz müslümanız ve gerçek mümin kötü düşünmez.Bizim annelerimiz cennetin ayaklarının altında olduğunu çok iyi biliyorlar ve bizlere senin şefkatini veriyorlar.Allah onlardan razı olsun.Şimdi başta kendi annem ve bütün annelerden ve anne adaylarından bizlere cennete girmemiz için dua istiyorum.Hem de bolca. (Resûlüm!) Ve Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya 104-107).Sen bize rahmet et,bize mağfiret buyur ey Allah’ın en sevgili kulu.Biz günahkar kullarını bağışla.Hani bir bulut vardı senin üzerinde seni koruyan o bulut gibi sen de bizi koru.Mağarada seni koruyan güvercin ve onun yumurtasının hatırına,örümcek ve örümceğin ördüğü ağ hatırına bizleri bağışla.Kıyamet günü bizlere şefaat eyle.Bizi çağır ya resulullah.Senin sesini,senin nefesini duyalım sevgililer sevgilisi.Sesini bizden kıskanma yalvarırım.Çünkü hiçbir ses seninki kadar güzel olmadı olamaz da. Sen bir öğretmensin,sen bir komutansın,sen bir tüccarsın,sen yetimlerin ve fakirlerin babasısın.Kısacası sen çok yönlüsün,her beşerdeki bütün özellikler sende mevcut.Sen de olmayacak da biz günahkar kullarında mı olacak ey Allah’ın resulu! Sana olan sevgimi ben anlatamadım.Şimdi benim üstadım ve bizim Türkçemizin kurucusu Yunus Emre’den yardım almak istiyorum. Sehl-i mümteni kolay görünen, ancak benzeri söylenmeye kalkılınca zor olduğu anlaşılan, özlü söz söyleme sanatı. Bu tür sözler, derin anlamlıdır. Türk halk edebiyatında, Yunus Emre bu sanatı ustalıkla kullanmıştır.Yunus Emre der ki: Canım feda olsun senin yoluna Adı güzel,kendi güzel Muhammed. Seni anlatmaya bundan daha güzel bir söz söyleyebilir miyiz biz.İsimlerin en güzelleri senin isimleri.Türkiye’de en fazla kullanılan isimler senin.Sen ki askerlerin,yetimlerin,kimsesizlerin babasısın.Necip Fazıl’ın:”Kimsesizler kimsesi”sözü seninle daha da bir anlam kazandı. Bizlere tıpkı savaşta susuz kalıp da senin parmaklarını açıp askerlerine su verdiğin gibi bizleri de cennetinde Kevser Irmağının sularından mahrum bırakma.Cennette değil de Allah korusun kardeşlerim cehenneme girerse bizleri senin üzerinde gezen o bulutun rüzgârıyla serinlet.O buluta söyle de yağmur olup yağıversin ve benim din kardeşlerimi cehennemin ateşinden ve azabından korusun.Bizleri cennetteki Tûba ağacının dallarının altında olanlardan eyle.Biz aç kalırsak o ağaçtan bizlere meyveler ikram et.Çünkü “Allah cömerttir ve cömert olanları sever.”Sen de yaratılmışların en cömerti ve en merhametlisisin. Sen olmasaydın Fuzuli Su Kasidesini kime yazardı?Sen olmasaydın Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerifi kime yazardı.Bence kimseye yazmazlardı.Çünkü kimse senin kadar övülmeye ve sevilmeye layık olamaz.Mevlid yazılmasa biz merasimlerimizde ne okuyacaktık.Dünyada en fazla saygı duyulan ve anılan isim de senin ismin.En güzel sözler,sıfatlar, senin.Şiirlerin de en güzelleri sana yazılmış Allah’ın en sevgili kulu.Fuzuli: Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su (Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.) Bizler senin hatırına ne dikenlere katlanıyoruz sen bir bilsen.Ama sana feda olsun.O dikenler gerekirse seni temsil eden güle ulaşmak için bizim kanımızı akıtsa yine de sana fedalar olsun.Bizden akan hiçbir kan seni temsil eden Gül2ün rengi kadar kırmızı olamaz. Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su (Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.) Ey benim ay yüzlüm,gül kokulu peygamberim.MÂH(Ay yüzlü) sözcüğü en güzel sana yakışır.Hiçbir koku senin kokun gibi cennetteki misk kokusu gibi güzel olamaz. Edebiyatımızda “gül” seni temsil eden bir mazmundur(kalıplaşmış benzetme).Bizler sevgililerimize hep gül veririz.Düşünürüm kendimce sebebi nedir diye.Kalbim buna cevap vermek istedi bugün.Biz “gülü”sevdiğimize seni temsil ettiği için,”Cennetin annelerimizin ayakları altında olduğu için veririz.”Ama bilsin ki hiçbir sevgi senin sevgin kadar kıymetli ve anlamlı,hiçbir sevgili de senin kadar özel ve güzel olamaz.”Gül”ü alan kişi de veren kişi de bilsin ki hiçbir “gül”senin kadar değerli olamaz.Biz “gülü” de seni temsil ettiği için sevdik,senin hatırına sevdik. Ve yazımı okuyan annelerimizden de ricam ne olur bizlere de dua edin.Siz dua edin ben sizin ayaklarınıza kapanmaya razıyım.Bunda da Hz.Muhammed(S.a.v)nin hatırı var bunu sakın unutmayın. Bu peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed Mustafâ Efendimizdir. Artık O'ndan sonra peygamber gelmeyecektir. Çünkü O'nun getirdiği din en son, en mükemmel din olup cihanşümuldur ve çağlar üstüdür. Hükümleri, bütün bir beşeriyetin kıyâmete kadar bütün problemlerine çözümler getirecek üstünlüktedir. Bu sebeple Peygamber Efendimiz "Hâtemü'l-Enbiyâ: Peygamberlerin sonuncusu" diye vasıflandırılır. Peygamber efendimiz hakkında bu vasıf bizzat Kur'ân-ı Kerîm'de şu şekilde geçmektedir: "Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değildir. Fakat O, Allah'ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusu (hâtemü'n-nebiyyîn)'dir" (el-Ahzâb, 33/40). Hz. Peygamber'in bu vasfı bazan "Hâtimü'l-enbiyâ" şeklinde de kullanıldığı gibi hâtem ya da hâtim kelimesine mühür manâsı da verilmiştir. Çünkü Arap dilinde hâtem ve hâtim, mühür, damga, bir şeyin sonu ve sonuncusu anlamlarına gelir. Bu kelimeyi mühür manâsına aldığımızda terkip "Peygamberlerin mührü" anlamını kazanır ki manâ da neticede "Peygamberlerin sonuncusu" demek olur. Çünkü mühür, bir şeyin en sonuna onun sonunu kapatmak için vurulur. Peygamber Efendimiz de peygamberlerin en sonuncusu olarak âdetâ O'nunla peygamberlik müessesesi artık mühürlenmiştir. Gerek yukarıdaki âyet-i kerîmeden, gerekse Peygamberimizin bizzat kendi sözlerinden en ufak bir şüpheye yer vermeksizin Rasûlü Ekrem'in "hâtemü'l-enbiya" yani peygamberlerin hem sonuncusu, hem de peygamberlik müessesesinin sonu olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Canım,varlığım,annem,babam ve bütün sevdiklerim sana feda olsun.Senden tek isteğim var:Kıyamet günü onlar benim ümmetimdendi deyiver bizlere,bizlere şefaat eyle.Bizleri mezarların en güzeli olan mezarın Ravza-i Mutahhara’ya komşu olanlardan eyle.Bil ki mezarındaki bir toprak tanesi bile biz günahkar kullarından daha mübarektir.Çünkü sendin ayakları şişinceye kadar namaz kılan.Bizler ise senin emanetin olan namazı senin gibi kılamıyoruz.Affet bizi sevgililer sevgilisi.Sana 5 vakit namaz az gelirken biz o 5 vakit namazı kılmakta zorlanıyoruz.Allah’tan bizleri affetmesi için bizlere şefaat eyle.Çünkü sen HAYRU-L BEŞERsin.Yani sen insanlığın en hayırlısısın.Bizleri de senin gibi hayırlı olanlardan eyle. Seni anlatmaya hiçbir cümle yetmez.Yazıma da bununla son vermek istedim. "Nebiler Sultanı'nın güzel vasıflarını, hiç durmadan devamlı olarak şerh etsem, yüzlerce kıyamet geçer de yine bitmez." Mevlana. 

    HAZIRLAYAN: ARİF ÖZTÜRK (ÖZEL VİLDAN KOLEJİ TÜRKÇE ÖĞRETMENİ) 
    BEN ÖĞRETMEN OLURSAM
    BEN ÖĞRETMEN OLURSAM

    Öğretmende sevgi gerek,

    Sevgi önemli bir direk,

    Sevgiyi öğrenmem gerek,

    Ben öğretmen olursam.

     

    Öğretmende sabır gerek,

    Sabır önemli bir direk,

    Sabrı öğrenmem gerek,

    Ben öğretmen olursam.

     

    Öğretmende bilgi gerek,

    Bilgi önemli bir direk,

    Bilgiyi öğrenmem gerek,

    Ben öğretmen olursam.

     

    Öğretmende ahlak gerek,

    Ahlak önemli bir direk,

    Ahlakı öğrenmem gerek,

    Ben öğretmen olursam.

     

     Öğretmende duygu gerek,

    Duygu önemli bir direk,

    Duyguyu öğrenmem gerek,

    Ben öğretmen olursam.

    Hanne Beyza ÇAVLI

    OKUL ÇIKMAZI
    OKUL ÇIKMAZI

    Ne okul başlayınca mutlu oluyoruz ne de okul bitince… Ne kış olunca seviniyoruz ne yaz gelince… Ne bizi sevdiklerinde gülüyoruz ne sevmediklerinde… İnsanları mutlu etmek bu kadar mı zor? Hadi anlıyorum kışın dışarıda yatanları giyecek bir şeyi olmayanları… Anlayamadım ama yatacak sıcacık yatağı giyecek güzel kıyafetleri yiyecek yemeği olan insanları. Zor mu sıcacık bir gülümseme? Zor mu ufacık bir tebessüm? Çözemedim ben bu insanları. Şifrelenmişler sanki kilitlenmişler. Mutluluk dışarıda insanlar karanlık zindanlarda kalmış…

    Nur Sena BAZ