REHBERLİK > Velilerimiz
İSLÂM’A GÖRE ÇOCUĞUMU NASIL TERBİYE EDEBİLİRİM?
İSLÂM’A GÖRE ÇOCUĞUMU NASIL TERBİYE EDEBİLİRİM?

Nesil yetiştirme mesʼûliyeti ihmal edilirse âkıbet hazin olur. Evlâtlarımız, dinlerine, medeniyetlerine yabancılaşır; kimliklerini kaybeder. Mânen yabancı yerlerin evlâdı ve nesli olurlar. Geriye kalan biyolojik yakınlığın hiçbir kıymeti kalmaz. Bu merhaleden sonra anne feryatları da fayda vermez.

Âilelerin en önemli vazîfelerinden birisi de Cenâb-ı Hakk’ın, İslâm fıtratı üzere lütfettiği yavrularını hayır ve fazîletle donatmaktır. Îmanlı, istikâmet ehli ve vatanperver çocuklar yetiştirmek, bir anne-babanın en büyük mes’uliyeti olduğu gibi, hayatlarından sonra açık kalan defterlerine hasenât yazılmasına da vesîledir. Yavrular, âile yuvasının müstesnâ bir saâdet meyvesi, anne ve baba arasında en köklü râbıtadır. Onlar, Allah’ın anne ve babaya çok kıymetli birer emânetidir.

Peygamber Efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde insanların mes’uliyetlerini şöyle beyân buyurmuşlardır:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz… Erkek, âilesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur.”(Buhârî, Vesâyâ, 9; Müslim, İmâre, 20)

Çocuk terbiyesine, evvelâ ana-babanın terbiyesinden başlamalıdır. Zira bu yüce terbiye, mürebbî (terbiye edici) sıfatını kazanabilen olgun anne ve babaların gerçekleştirebileceği bir eğitimdir. Şâirin:

Kendisi muhtâc-ı himmet bir dede,
Nerede kaldı gayriye himmet ede!..

şeklinde tarif ettiği, kendi eğitimi noksan bir anne ve babanın evlâtlarına verebileceği terbiye ne olabilir ki?!.

Onun için çocuk terbiyesi anne-babadan başlarsa, daha verimli neticeler elde edilir. Yani şairin dediği gibi:

Olmalı harcı sağlam, baba evin direği,
Olmalı sımsıcak gül, anne evin yüreği… [Seyrî]

11 MADDEDE ÇOCUK TERBİYESİ

Bu gerçekler ışığında çocuk yetiştirme mevzûunda, anne ve babanın bilhassa dikkat etmesi gereken başlıca hususları şöylece hulâsa edebiliriz:

1) GÜZEL İSİM KONULMALI

Çocuğa rûhâniyet telkîn edecek güzel bir isim konulmalıdır. Evlâdın, anne-baba üzerindeki haklarının başında kendisine “güzel isim” koymaları gelir. Zira isim, müsemmâyı (isimlendirileni) çeker. Yani bir çocuğa konulan ismin mânâsı, o çocukta kendisini gösterir.

Taberânî’nin kaydettiği bir rivâyete göre:

“Hazret-i Peygamber birgün bir dişi deve getirtir ve onu kim sağacak diye sorar. Bu işe tâlip olan iki kişinin isimlerinin Mürre (acı) olduğunu öğrenince onlara:

«Oturun!» der.

Üçüncü kişi de adının Cemre (kor hâlindeki ateş) olduğunu söyler. Ona da:

«Otur!» der.

Sonra adının Yaîş (Yaşar) olduğunu söyleyen sahâbiye bu vazîfeyi verir.” (Taberânî, Mûcem, XXII, 277; Muvatta, İsti’zan 24)

2) HELÂL KAZANÇLA ELDE EDİLEN YİYECEKLER

Feyizli bir ortamda inkişâf etmeleri için, yedirilen lokmaların “helâl”liğine dikkat edilmelidir.

3) ÇOCUKLARA ÖRNEK OLACAK BİR DAVRANIŞ  SERGİLENMELİ

Çocuklar, konuşmadan davranışlara kadar sürekli olarak büyükleri taklit ede ede büyürler. Çünkü onlarda örnek alarak taklit etme özelliği hâkimdir. Bunun için onlara “örnek olacak davranış”güzellikleri sergilenmelidir. Meselâ bir çocuk, münâkaşalı ve kavgalı ortamda ise huysuzlaşıp hırçınlaşır. Huzurlu ve dengeli bir ortamda ise, güzel huylar ve terbiye ile büyür.

4) DAVRANIŞLARI DAİMA KONTROL EDİLMELİ

Çocukların davranışları onlara hissettirmeden dâima “kontrol” edilmelidir

Özellikle göz önünde yapamadıkları kabahatleri gizli ve tenha yerlerde işlemelerine meydan verilmemelidir. Çünkü bu durumda karakterleri zaafa uğrar, çift şahsiyetli olurlar. Bu hâlin ilk yansımaları da yalan ve riyâdır.

5) GÜZEL DAVRANIŞLARI TAKDİR, HATALARI OLDUĞUNDA İSE UYARILMALI

Çocukların güzel işleri “takdir” edilip mükâfatlandırılmalı, hatâları ise görmezden gelinmemelidir.

Çünkü olumlu davranışlar mükâfat ile pekiştirilerek çocuğun şahsiyetinde kalıcı bir yer edinir. Buna karşılık, vaktinde “îkaz edilmeyen kusurlar” da tekrarlana tekrarlana çocuğun karakter özelliğinin bir parçası hâline gelir. Bu yüzden bilhassa kız çocuklarının küçük yaşlardaki kıyâfet yanlışlıkları müsâmaha ile karşılanmamalıdır. Zira insanın alıştığı şeyler, zamanla geri dönülemeyen tiryâkilikler hâline gelebilir.

6) SIK SIK CEZA VERİLMEMELİ

Sık sık cezâ vererek çocuk arsız hâle de getirilmemelidir. Kazara tabak-bardak kırdığında azarlamamalıdır, çünkü bu tür hâller bizim de yapabileceğimiz kazalardır. Böyle durumlarda çocuk güçsüz olduğu için azarlandığını düşünür. Çünkü aynı kaza bizden meydana gelince kimse kızmamaktadır. Bu da, anne babanın vereceği diğer doğru eğitimlere karşı çocukta tepki doğurur ve söylenilenlerin fırsat buldukça tersini yapar. Onun için çok hassas olmalı ve bizim de yapabileceğimiz bardak kırma, çay dökme vesâire basit ev kazalarında çocuklara sert davranmamalıyız. Yumuşak bir lisânla îkaz etmeliyiz.

Ancak çocukların huy ve ahlâklarına işleyecek yanlışlar ve hatâlar karşısında da kesinlikle ilgisiz ve hoşgörü içinde de olamayız. Fakat çocuğa verilecek herhangi bir eğitime uygun cezâ, yasak ve yönlendirme gibi davranışlarda da onun haksızlığını ve yaptığının yanlış olduğunu kendisine mutlaka kabullendirerek bunu yapmak çok çok mühimdir. Çünkü suçunu kabul eden çocuk, şekillenmeye müsait hâle gelir. Suçu ona ispat edilip kabullendirilmeden şekillendirmeye kalkmak, hiç verimli olmaz. Çünkü çocuk kendisine ispatlanıp kabullendirilmemiş bir durumda meselâ yalan bile söylemiş olsa, bu tespit edilip de ortaya çıkmadığından kendinin haklı olduğunu düşünüp anne-babayı suçlamaya kalkabilir. Dolayısıyla;

7) ANLAYABİLECEĞİ ŞEKİLDE ANLATILMALI

Emir, yasak ve kâideler öğretilirken onların “kavrayabileceği bir şekilde” sebepleri de anlatılarak iknâ edilmelidir.

8) AHLÂK KAİDELERİ ÖĞRETİLMELİ

Âdâb-ı muâşeret (davranış usûlleri) ve “ahlâk kâideleri” öğretilmeli, bilhassa varlıklı âileler, çocuklarının, akranlarına kaba ve kibirli davranmalarına mânî olmalıdırlar.

Zira bunlar zamanla huy hâline gelir. Onlara, tevâzû telkin edilmeli, anlayacakları bir dil ile Kasas Sûresi’ndeki “Kârûn” kıssası anlatılmalıdır.

9) ÇOCUKLUKLARINI YAŞAMALARINA İZİN VERİLMELİ

Çocukların meşrû sınırlar dâhilinde “çocukluklarını yaşamalarına” imkân tanınmalıdır.

Fakat ne fazla serbest bırakılmalı, ne de haddinden fazla baskı yapılmalıdır. Zira fazla rahatlık, nefsâniyeti azdırır, tembelliğe sebep olur; fazla baskı da çocuğun ezik ve silik bir karakter sahibi olmasına sebebiyet verir. Aşırı baskı, şahsiyetli çocuklarda sadece bir ezikliğe sebep olmaz, bazen de isyana düşürür. Böyle çocuklar, aşırı baskı neticesinde -bilhassa belli bir yaşa geldikten sonra- âsîleşir ve ana-babayı dinlemez hâle gelirler. Bu yüzden ölçülü bir üslûp ile vakitlerini fazîletli birer insan olmalarına vesîle olacak davranışlarla doldurmaya gayret edilmelidir.

10) HAMD VE ŞÜKRE ALIŞTIRILMALI

Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın nîmetleri hatırlatılıp “hamd ve şükre alıştırılmalı”dır. Peygamber Efendimiz’in hayatından misâller verilerek, iç âlemlerinin rûhâniyet iklîminde yoğrulmasına gayret edilmelidir.

11) İBADET VE HİZMETE ALIŞTIRILMALI

Daha küçük yaşlarında iken “ibadet ve hizmete alıştırılmalı”, ibadet mes’uliyeti ve hizmetin ehemmiyeti telkin edilmelidir.

KUSURSUZ ÇOCUK İSTİYORSAK KUSURSUZ ANNE-BABA OLMALIYIZ!

Kısacası çocuğumuzun kusursuz olmasını istiyorsak, kusursuz anne-baba olmaya gayret etmeliyiz.

Çocuk terbiyesi, evvelâ anne-babanın yüreğindeki çocuk sevgisinden başlamalıdır. Onları Allah’ın bir emâneti olarak sevmeli; bu sevgiyi de, dünya ve âhiret saâdetini kazanmaya vesîle kılmalıdır. Eğer arkamızda güzel bir nesil yetiştirmez isek, mezarımız tenha kalır. Yarınki gerçek konağımızın ise mezar olduğunu unutmamak gerekir. Şair Seyrî’nin yarınların muhâsebesi yolunda yazdığı şu dörtlük ne güzel bir tefekkür ve temennîdir:

Ardarda dehâlar, yeniden, sorma, gelir mi?
Müstakbeli sarsın, yetişir mâzinin azmi,
Her anne doğursun yine Fâtih’le Selîm’i,
Boş kaldı beşik, ey eli kundaklı yarınlar!

Kaynak: Huzurlu  Aile Yuvası, Erkam Yayınları

ÇOCUĞUNUZU TERBİYE EDERKEN BUNLARA DİKKAT!
ÇOCUĞUNUZU TERBİYE EDERKEN BUNLARA DİKKAT!

Bütün hayatımızı eksiklikler, aksaklıklar üzerine kuruyoruz, âdeta… Birçok davranışımızın altında korkularımız ve kaygılarımız yatıyor belki de. Oysa olumlu yanlarımıza odaklansak belki de daha güzelleşecek ya da belki eksiklikler kendiliğinden kaybolacak, kim bilir… Hele de mevzubahis olan henüz hayatı öğrenme aşamasında olan çocuk ve gençler ise buna daha çok önem vermeliyiz.

Eskilerin, özellikle Allah dostlarının terbiyesinde bir usûl var ki, insan fıtratından ve ruhundan anlamada bütün psikoloji kitaplarını geride bırakacak cinsten… O da “her kusurun kişinin yüzüne vurulmaması”!.. Hele de mevzubahis olan henüz hayatı öğrenme aşamasında olan çocuk ve gençler ise…

“Ayıpların örtülmesi tavsiye edilen bir kültürel altyapıya sahip anne-babalar, nasıl oluyor da çocuklarının ayıplarını yüzlerine vuruyor; onları konu-komşu önünde teşhir ediyor, gerçekten garibime gidiyor doğrusu…” (Âdem Güneş, Çocuk Deyip Geçmeyin)

Oysa mahçup edilen her çocuk, zamanla mahçup olma özelliğini kaybediyor. Acımasızca yapılan eleştiriler, kişinin vicdanına değil, nefsine hitap ediyor çoğu zaman… Böylece karşımızda nefsini müdaafa etmeye çalışan bir insan görüyoruz. Netice ise, çatışmadan ibaret kalıyor ya da sindirmiş oluyoruz.

DEVAMLI ELEŞTİRME

“Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse; kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.” (Dorothy Law Nolte)

“Kusurları yüze vurma”nın son basamağında, belki de “aşağılama” vardır. Sürekli eleştirilen, aşağılanan insan; bir süre sonra başkalarını “aşağılamayı” da öğrenecektir. Yaşadıklarını çevresine yaşatarak bir üstünlük kurmaya çalışacaktır. “Aşağılayıcılık bulaşıcıdır. Aşağılanmışlar, aşağılanmanın acısını, başkalarını aşağılayabildiği kadar dindirebildiklerini fark ettiklerinde, aşağılamanın hazzını da fark edeceklerdir, bir süre sonra…”

Ne Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hayatında, ne de sahabe hayatında böyle bir örnek yoktur. Annesi tarafından Rasulullâh’a hizmet etmesi için getirilen Hazret-i Enes:

“-On yıl Resûlullah’a hizmet ettim. Bu müddet sırasında beni ne dövdü, ne azarladı, ne tahkir etti, ne de bir defacık surat astı.! demiştir. Başka bir misal ise; müezzini taklit eden çocuğun ezanla alay edişi… Peygamber Efendimiz, o çocuğu yanına çağırarak sanki ezanla alay ettiğini anlamamış gibi, ciddi bir tavırla:

“-Haydi, bize de bir ezan oku!” buyuruyor. Çocuk utanıp bildiği kadarıyla güzelce ezan okuyor. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- çocuğun sırtını sıvazlayıp hediyeler veriyor:

“-Mübarek olsun!” diyor.

Çocuk, olup bitene şaşırıp kalıyor ve bu hâdise, hayatında unutulmaz bir iz bırakıyor. Aradan yıllar ve bu çocuk, Mekke’de müezzinlik yapmaya başlıyor.

Evet, O bir peygamberdi. Fakat onu örnek alanlar, O’nun öğrettiği yoldan giderek nâzikçe insanları eğitmişler; eksik ve kusurlarını örtmüşler, görmezden gelerek hoş görmüşlerdir.Bazen de hatasını yüzüne vurmadan, incitmeden söylemenin yollarını araştırmışlardı. Peygaamber Efendimizin mübârek torunları, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin Efendilerimizin yanlış abdest alana, nasıl müdahale ettiklerini hepiniz hatırlarsınız. O adamın yanına giderek:

“-Hangimizin daha doğru bir abdest aldığını bilemedik amca, sen bize hakem olur musun!” demişlerdi.

Sonra ikisi de en güzel şekliyle abdest almışlar, adam, kendi eksiklerini görerek, onlara:

“-Âferin evlâdım. İkinizin abdesti de çok güzelmiş! Eksik olan benimkiymiş…” demişti.

lideregitim3

İSLAM’IN NEZAKETİNİ TEMSİL EDEN İNCE BİR YOL

Sâlihlerden Hatem-i Esam’ın işitmesi gayet sıhhatli olduğu halde, “esam” yani “sağır” lakabıyla meşhur olması da çok ibretlidir. Bir gün kendilerine durumunu arz etmek için sıkıntılı bir kadın gelir. Tam meramını anlatmaya başlamıştır ki, kadından istemeyerek, bir yellenme sesi duyulur. Kadın, o an utancından bir mum gibi erir âdeta… Hatem Hazretleri ise, kadının mahcup olup zor durumda kalmaması için hiçbir şey duymamış gibi, sağırlığa verir ve elini kulağına götürüp:

“-Bacım, kulağım zor işitiyor, biraz yüksek sesle anlat, duyamadım!” der.

Böylece kadıncağız, kusurunun gizli kaldığını düşünerek rahatlar, meramını yüksek sesle tekrar anlatır. Rivâyete göre, bu hâdiseden sonra Hatem Hazretleri, kadının duyup da incinmemesi için, o ölene kadar tam on beş yıl herkese karşı sağırmış gibi davranır. Bu sebeple “Hatem-i Esam” yani “Sağır Hatem” lakabıyla anılır.

Bütün bunlara insan eğitimi penceresinden de bakmak gerekir. Çünkü insan, onurlu bir varlıktır. İnsanoğlunu irşadla uğraşan peygamberler ve Allah dostları, gerçek eğitimcilerdir. Onlar insanların gönül tellerine dokunmaya çalışmış, kimseyi rencide etmeden yetiştirmeyi hedeflemişlerdir. Öğütlerinde dahi İslâm’ın nezâketini temsil eden ince bir yol izlemişlerdir.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Müslümanları, birbirinin ayıbını örtmeye teşvik etmiştir:

“Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.” (Ebû Dâvud, Edeb, 39)

“Kim bir ayıp görür de örterse, sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur.” (Ebû Dâvud, Edeb, 38)

TATLI SÖZ VE İBRETLİ ÖRNEKLERLE İKAZ ETMELİ

Öyleyse çocuklarımızın her hatasını görmezden mi geleceğiz?! Elbette hayır. Fakat bazı problem, eksik ve hatalar onları mahcup etmeden halledilebilir. Üstelik bu hataların ortaya çıkışında, bizim payımız olup olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Eğer biz benzer yanlışları tekrar edip duruyorsak, onları kınamamızın veya düzeltmeye çalışmamızın ne mânâsı var. Diğer bir husus da çocuklarımızın yaş ve gelişim özellikleri… Herkesin her yaşta mükemmel olması mümkün değil!.. Bazı eksiklikleri zamana bırakmalıdır. Kendisi deneye yanıla hatalarını görüp düzeltecektir. Ama ille de bu eksiklerle mücadele edelim derseniz, çocuklarınızı, başkalarının yanında mahcup olacakları şekilde değil, rûhunu rencide etmeden, kenara çekip tatlı sözler ve ibretli örneklerle ikaz etmelidir.

Onları inatlaşmaya sürüklememelidir. Küçümsemek, alay ve hakarete varan dil kullanmak, başkalarıyla karşılaştırmak; çoğunlukla faydadan çok zarar verir. Hepimiz hatalar yaparız. Şayet birisi durmadan bütün hatalarımızı başımıza kaksa, ne kadar rahatsız olursak; aynı duyguları evlatlarımıza yaşatmaktan da o kadar uzaklaşmalıyız.

Ancak burada sizi duânın gücünü keşfetmeye çağırıyorum. Öğüt vermek için oturup nasihat etmeye gerek de yok belki… Yaşına göre, severken, okula gönderirken, yaptığı güzel bir işin ardından ihtiyaca göre nice duâlar bulunabilir. Gözlerine sevgiyle ve inanarak, güvenerek bakarken, duyacağı bir şekilde yavrunuza hitaben:

“-Allâh’ın sevdiği kullardan olasın inşallah, yavrum!” demek, “Allâh’ın sevdiği kullardan olmaya gayret et, yavrum!” demek değil midir aynı zamanda?!

Fakat nefsini kabartmadan hem dua ederek, hem daha da tesirli bir yolla mesajımızı vermiş, yol göstermiş olmuyor muyuz böylece…

lider_egitim_3

ÇOCUĞUNUZ YALAN KONUŞUYORSA ONUNLA GÜZELCE KONUŞUN

“-Yüzünün güzelliğinden daha güzel olsun, inşâallah ahlâkın!” diye duâ etmek, yeri geldiğinde, “Mücahit olasın inşâallah!” demek, “Çalışkan, gayretli, merhametli olasın, inşâallah!” demek; daha tesirli olmaz mı bin ton öğütten?! Tabiî bunları söyleyecek zamanı ve zemini de çok iyi ayarlayabilmelidir.

Yalan söylediğini öğrendiğiniz yavrunuza belli etmeden: “Rabbim, seni dürüstler zümresine dâhil etsin. Yalandan ve yalancılardan uzak eylesin, inşallah!” diye sevgiyle dua ettiğinizde, içinde bir yerlerde vicdanı sızlamaz mı dersiniz… Eğer sizin devamlı olan güveniniz, sevginiz ve duânız kafi gelmiyorsa yüreğinin burkulmasına; o zaman önce çocuklarımızı değil kendimizi sorgulamalı değil miyiz?! “Ben ne yaptım da bir zamanlar elime aldığım o masum, günahsız gönlü bu kadar katılaştırdım?!” diye…

Gecenin gündüze döndüğü gibi, kalpleri de dönüştürebilen bir kudrete sahip Rabbimden hiç bir zaman umut kesmemek icab eder. Hayatın neresinde olursak olalım, çocuklarımız her zaman bizim çocuğumuz olarak kalacaklardır. Ve ölene dek annelik ve babalık bitmeyecek.

Kaynak: Ayşe Gündüz, Şebnem Dergisi, Temmuz 215, 215. Sayı

DİJİTAL DÜNYA ÇOCUK PSİKOLOJİSİNİ TEHDİT Mİ EDİYOR?
DİJİTAL DÜNYA ÇOCUK PSİKOLOJİSİNİ TEHDİT Mİ EDİYOR?

MKÜ sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Arı, dijital dünyanın çocukların geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

Doç. Dr. Mustafa Arı konuyla ilgili olarak; “Dijital dünya, çocuklarda ortopedik problemler, obezite ve bazı görme sıkıntıları gibi bedensel rahatsızlıklara neden olabildiği gibi ruh dünyalarında da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bu çocuklar sosyal olarak gerçek dünyadan ayrılıp kendi fantastik dünyalarına yönelmekteler.

Çünkü dijital ortamlar, verbal iletişimin, dil iletişiminin olmadığı ortamlardır. Kişi hayalinde bir karakter üretir ve bu karakteri dijital ortamda karşıya yansıtmaktadır. Bu türlü bir iletişim ise tamamen fantastik, gerçek dışı bir dünyanın oluşmasına vesile olmaktadır.

Kişi bu dünyada yaşarken bilgiye kolay ulaşmakta, arkadaşlığa kolay ulaşmakta ve zaman zamanda gerçek dışı paylaşımlarda bulunmakta. Bu paylaşımlar da kişinin gelecekle ilgili tasarımlarını etkilemektedir.” Dedi.

“ÇOCUK İÇİN ALTERNATİF ORTAMLAR SUNULMALI”

Bu kısıtlamaların yanında çocuklara eğlence için alternatifler sunulması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Arı, “Çocuklar, ders çalışmalarını gerektirmediği durumlarda Oyun ortamlarına yönlendirilebilir, spor aktivitelerine yönlendirilebilir.

Becerilerine göre zevk alabilecekleri sanat etkinliklerine yönlendirilebilir. Arkadaş ortamlarına yönlendirilebilir. Arkadaş ortamları için zemin hazırlanabilir. Örneğin çocuklarının arkadaş ilişkilerini geliştirmek için anne evde bir pasta yapar, ortaya bir meyve suyu koyar, çocuklarının arkadaşlarını davet eder. Böylelikle çocuğun internetten alabileceği hazzın yerine başka keyifler konulduğu zaman o hazzı alma ihtiyacı hisseder” şeklinde konuştu.

İNTERNET, SORUMLULUĞUN ÖDÜLÜ OLMALI

Çocuklara sorumluluklarını yerine getirdikten sonra internet için izin verilmesi gerektiğini söyleyen Arı, şöyle devam etti:

“Çocukların önüne eğer ki önce internet gibi bir ödülü koyarsanız, çocuk o bilgisayarın başından kalkıp ders çalışmak için kendi masasına gitmekte zorlanır. Önce odasını toplayacak, dersini çalışacak ve bütün bu sorumluluklar yerine getirildikten sonra en son olarak internete girilmesine izin verilecek.

Ayrıca evde internet sağlayıcılar, bilgisayarlar, tabletler, telefonlar mutlaka ailenin ortak kullandığı alanlarda bulundurulmalı. Salonda, oturma odasında bulundurulmalı.

BİLGİSAYARLARA ÇOCUK FİLTRESİ GETİRİLEBİLİR

Mümkün olduğunca çocuğun odasında olmamalı. Bunun için bilgisayara çocuk filtreleri konulabilir. Çünkü internette bilgi sağlayıcılar, bilgiye çocuk mu ulaşacak, yetişkin mi ulaşacak şeklinde kısıtlama getirmedikleri için, çocuk istemeden de olsa merakını cezbedecek, kendi yaş gurubu için riskli olabilecek sitelere girebilir.

Bunun engellenmesi için o filtrelerin mutlaka konulması gerekiyor.”Doç. Dr. Mustafa Arı, ebeveynler ile çocuğun birlikte program hazırlamaları gerektiğini ifade ederek, “Anne ve babanın yanında kardeşlerin de bulunduğu bir ortamda program hazırlanmalı.

Çocuk alternatifleri gördükten sonra bir süre sonra oraya yönelecektir. Ayrıca internet ortamında geçirmediği zamanlarda çocuğu ödüllendirirsek bu da yine etkili bir yöntem olabilecektir. Ama daha ileri vakalarda artık çocuğun tamamen bağımlı olduğu, çocuğun yeme içme ihtiyaçlarını dahi bilgisayar başında geçirdiği durumlarda bir profesyonel yardım alınması gerekir” diye konuştu.

Güven Duygusu ve Sorumluluk Kazandırma
Güven Duygusu ve Sorumluluk Kazandırma

1. Çocuğunuzu sevdiğinizi, onun sizin için önemli olduğunu belirtiniz.

2. Çocuğa inanınız ve güveniniz, çocuktan iyi şeyler beklerseniz iyi şeyler görürsünüz.

3. Çocuğun size yardım etmek veya kendi başına iş yapmak için gösterdiği ilk belirtileri gözden kaçırmayınız.

Girişimlerini destekleyiniz.

4. Çocuğun yaptığı yardımın bütün aileye oluğunu açıklatınız.

5. Çocuğa başarabileceği iş ve ödevler veriniz. Fazlasını yüklemeyiniz. Çocuk elinden geldiği kadar uğraşıyorsa

onu daha fazla zorlamak doğru değildir.

6. Hatalı yaptığı davranışları tenkit etmeyiniz. Onu incitmeden yavaş yavaş daha iyi sonuçlar elde etmesine yardımcı olunuz.

7. Çocuğun iyi yaptığı işleri övünüz. Çocuk övgü ile bu davranışını geliştirecektir. Ancak aşırı değil yerinde ve ölçülü olmalı.

8. Çocuk usanç belirtileri gösterdiği yada işleri baştan savma yapmaya başladığı zaman ona başka görevler veriniz.

9. İyi ve sorumlu olmayı bir pazarlık haline getirmeyiniz.

10. Neyin doğru neyin yanlış olduğu ve kendisinden ne beklediğinizi açıkça anlatınız.

11. Hataları fazla büyütmeyin, ancak görmezlikten de gelmeyin. Prensiplerinize bağlı kalmakla beraber daima şefkatli olunuz.

12. Çocuk daima aynı hatayı işliyorsa sebebini araştırıp, neden böyle davrandığını anlamaya çalışın.

13. Çocukların daima ana- baba-öğretmenlerin davranışlarını taklit edip benimsediklerini unutmayınız.

14. Çocuğun daha büyük sorumluluklar yüklenmeye hazır olduğu zamanları biliniz. Sonra bu sorumlulukları yüklenmesine fırsatlar hazırlayınız.

15. Çocuğun öğretmeni ile sık sık görüşünüz. Ana-baba-öğretmen birbirlerini desteklemelidirler. Çocuk ancak bu suretle evin ve okulun gerektirdiklerine saygı gösterip onlara uyabilir.

Hangi Yaşta Ne Sorumluluk Almalı
Hangi Yaşta Ne Sorumluluk Almalı

Çocuğunuzdan hiçbir zaman sizin kadar sorumlu olmasını beklemeyin! Aşağıda yaş gruplarına göre örneklerle hangi sorumlulukları alacağı anlatılmış.Hiç bir zaman yaşından daha fazla sorumluluk yüklemeyin.

İki ve Üç Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Oyuncakları toplamak ve onları yerlerine koymak,
  • Kitap ve dergileri gerekli yerlere koymak,
  • Peçete, tabak ve çatal kaşıkları sofraya koymak (ama istenen biçimde olmayabilir),
  • Bir şeyler yedikten sonra kendi kirli tabaklarını kaldırmak,
  • Kendisiyle ilgili bazı durumlarla ilgili seçme imkanının sunulması sonucunda karar verme yeteneğinin gelişmesi,
  • Sofranın toplanmasına yardımcı olmak,
  • Yardımla giyinmek ve soyunmak.

Dört Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Sofrayı kurmak,
  • Oyun oynadıktan sonra oyuncaklarını veya kendine ait eşyaları yerlerine kaldırmak,
  • Oyun oynarken nerede olacağını anne babasına söylemek,
  • Toz alma gibi basit ev işlerinde yardımcı olmak,
  • Bulaşık makinesinin doldurulmasına yardım etmek,
  • Alışveriş dönüşü malzemelerin yerleştirilmesine yardımcı olmak,
  • Alışveriş sırasında malzemelerin raflardan alınmasına yardımcı olmak,
  • Basit bazı yiyeceklerin hazırlanmasına yardım etmek.

Beş Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Sofrayı, her şeyi yerli yerine koyarak hazırlamak,
  • Yatakları düzeltmek ve odasını temizlemek,
  • Basit bir kahvaltıyı hazırlamak,
  • Yedikten sonra kirlilerini kendi başına kaldırmak,
  • Giyeceklerini önerileri dikkate alarak seçmek ve kendi başına giyinmek,
  • Kirli giyeceklerini sepete atmak,
  • Telefona gerektiği şekilde cevap vermek,
  • Ayakkabılarını bağlamayı öğrenmek,
  • Kendi kendine hazırlanmak (saçını tarama).

Altı Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Havaya, özel olay ve günlere göre giyeceklerini seçmek,
  • Çiçekleri sulamak,
  • Basit yiyecekleri (tost, yumurta, sosis vb.) bir büyüğün desteği ile pişirmek,

Yedi Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Balkon, kapının önünü süpürmek veya yıkamak,
  • Evdeki hayvanları beslemek, temizlik ve bakımlarını sağlamak,
  • Alışveriş malzemelerini arabadan eve taşımak, yerlerine yerleştirmek,
  • Sabahları çalar saatle kendi başına kalkmak,
  • Harçlıklarını bağımsızca idare etmek,
  • Kendi giysi alışverişinde anne babalara yardımcı olmak,
  • Derslerini yardımla yapmak.

Sekiz ve Dokuz Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Peçeteleri katlayıp masayı tam olarak hazırlamak,
  • Yardım almadan banyo yapabilmek,
  • Çekmece ve dolaplarını temiz ve düzenli tutmak,
  • Kimse söylemeden okul giysilerini değiştirmek,
  • Kimse söylemeden derslerini düzenli olarak yapmak,
  • Basit bazı tarifleri yemek tariflerini okuyup, yemek yapımında yardımcı olmak,
  • Kardeşleri varsa onlarla ilgilenmek (yemek yemesine, giyinmesine yardım etmek vb.),
  • Telefon mesajlarını alıp not etmek.

On Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Kendi yatak çarşaflarını değiştirmek,
  • Çamaşır makinesini çalıştırmak,
  • Yardım almadan bulaşık makinesini yerleştirmek ve çalıştırmak,
  • Kendi başına listelenmiş malzemeleri bakkal, çarşıdan almak,
  • Kendi randevularını (dişçi, antrenman gibi) takip etmek,
  • Doğum günü ya da özel günleri planlamak,
  • Basit yaralanmalarla başa çıkmak,
  • Kimse söylemeden belirli görevleri yerine getirmek,
  • Para biriktirip uzun vadede almak istediklerini planlamak.

On Bir ve On İki Yaş Çocuklarının Alabilecekleri Sorumluluklar

  • Evde tek başına kalmak,
  • Bağımsız olarak kendi ödev programını yürütmek,
  • Kendi başına ulaşım araçlarına binmek,
  • Toplu yerlerde (kütüphane, tiyatro vb.) gerektiği gibi davranmak,
  • Kendisine uygun hobileri bulmak ve sürdürmek,

Sorumluluk Kazandırmada Anne Babaya Düşen Görevler

  • Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin
  • Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın.
  • Çocuğunuzun size bağımlı olduğunu düşünüyorsanız koruyucu tutumunuzu değiştirin.
  • Sürekli sorumsuz davranan çocuklar anne babaları tarafından sorumlu davranmalarına izin verilmeyen çocuklardır.
  • Çocuğunuzun kendi davranışlarının sorumluluğunu almasına ve iyi gitmeyen davranışlarını değiştirmesine fırsat verin.
  • Çocuğunuzun yaşına uygun sorumluluklar listesi hazırlayın. Sorumluluğunu üstlenmek istediği işleri bu listeden seçmesine fırsat verin ve onun doğru kararlar verebileceğine olan güveninizi koruyun. Bu listeden seçim yapması konusunda onu zorlarsanız ya da yapacağı işleri siz seçerseniz sorumluluk duygusunu geliştirmeniz zorlaşır.
  • Ev ile ilgili sorumlulukları çocuklarınız arasında paylaştırırken adil olun. Bunun en iyi yolu işlerin sırayla yapılmasıdır.
  • Çocuğun kırıp dökmesinin ve yaşadığı olumsuz deneyimlerin öğrenmenin gerekli şartı olduğunu unutmayın
  • Çocuğunuzun yaptığı yanlış seçimlerin (hayatını tehlikeye atmadıkça) sonuçlarını yaşamasına izin verin ki onlardan bazı dersler çıkarabilsin.
  • Çocuğunuza yardım edeyim derken, onun sorumluluğunun gelişmesini engelleyebileceğinizi unutmayın. Eğer işin nasıl yapılabileceğini bilmiyorsa ona işin nasıl yapılacağını gösterin.
  • Çocuğunuza uygun model oluşturun. Çünkü sorumluluk kazandırmak istediğiniz halde sizin sorumluluklarınızı yerine getirmemeniz onu olumsuz etkileyecektir. İşe yaramayan davranış, inanç ve tutumlarınızı değiştirmeye istekli olun
  • Çocuğunuz sorumluluklarını yerine getirmediği zaman ne gibi ceza veya yaptırımlarla karşılaşabileceğini söylemek yerine işini bitirdiğinde onu manevi yönden destekleyerek (aferin, çok güzel oldu, teşekkür ederim gibi) güven duygusunun ve sorumluluk bilincinin gelişmesini sağlayın.
Öğrenmeyi Kolaylaştıran Kurallar
Öğrenmeyi Kolaylaştıran Kurallar

1. Planlarınızı Paylaşın:

Düzenli olarak yaptığınız aile toplantılarında, çocuğunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarınızdan bahsedin. Planlı olunduğu aktiviteler planlaması için yardımcı olun ve ders çalışma programının aralarına aile toplantıları koyun.

2. Kitap Okuma Saatlerinin Kaydını Tutun:

Yatay eksende haftanın günlerinin yazılı olduğu bir grafik tutarak çocuğumuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun en sevdiği kitaptan her akşam kaç sayfa okuyacağı konusunda hedef belirlenmesini sağlayın ve grafiği nasıl işaretlemesinin gerektiğini öğretin. Bu şekilde her gün okuduğu sayfa sayısının arttığın göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuğunuza bu ilerlemesinden dolayı övdüğünüz zaman yüzündeki ışıltıyı sizde fark edeceksiniz.

3. Problemlerine Yardımcı Olun (Sorunlarıyla İlgilenin):

Çocuğunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduğunda, çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve problemi çözmek için planlar yapın. Buna rağmen sorun hâlâ devam ediyorsa, çözülmemişse ilerlemesine engel olan belirli bir öğrenme problemi olup olmadığını anlamak için bir test uygulayın.

4. Dinlenme Metodlarını Öğretin:

Eğer çocuğunuz sınav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniği öğretin. Önce, karnından yavaş ve rahat nefes almasını söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken fısıltıyla D-İ-N-L-E-N demesini söyleyin. Çocuğunuza gerginliği ve vesveseleri arttığında bu yeni metodu uygulaması için cesaretlendirin. Bunu aynı zamanda siz de uygulayabilirsiniz.

5. Sınavlarda Kendime Güvenmesi Gerektiğinin Tahdidatını Yapın:

Bazı çocuklar herhangi bir sınava tam olarak hazır olduklarını hissetmek için aşırı çalışma ihtiyacı duyarlar. Eğer sizin çocuğunuzda bu kategorideki çocuklardan biriyse, sınav gününden günlerce önce tekrar etmesini sağlayan, makul bir ders planı hazırlamasına yardımcı olun. Çocuğunuzun kendine güvenini kuvvetlendirecek uygulama sınavlarına girmesini sağlayın.

6. "Araştır, Sor, Oku, Anlat, Tekrar et" Metodunu Çalışma Aracı Olarak Kullanın:

Sayısal sözel veya herhangi bir ders ile alakalı bir konuya çalışmaya başlamadan önce, çocuğunuza önce o konunun genel olarak ne hakkında olduğunu anlaması için araştırması gerektiğini, daha sonra konudaki başlıklar hakkında kendi kendine sorular üretmesi gerektiğini, bir sonraki aşmada bu sorunlara verilen cevapları okumasını, daha sonra verilen bu cevapları kendi kendine anlatmasını ve en son olarak da bütün öğrendiklerini tekrar etmesi gerektiğini öğretin veya sağlayın.

7. Televizyon İzleme Vaktini Sınırlayın:

Çocuğunuzun her hafta kaç saatini TV önünde geçireceğine karar verin. TV rehberinden, programları ve showları çocuğunuzun önceden seçmesini sağlayın. Uygun zamanlarda tekrar izletmek için özel programlar kaydedin.

8. Aile Olarak Yılda TV'den Uzak Kalmayı Planlayınız:

Yılda bir hafta TV izlemeyin. Bu süre daha zevkli işlerin yapılmasına ve yeni şeylerin öğrenilmesine vesile olabilir.

9. Çocuğunuzla Beraber TV İzleyin:

Programın içeriğini çocuğunuza açıklayın. Çocukların gerçek ve hayali ayırt etmelerine yardımcı olun. Reklamları tartışın ki çocuğunuz bilinçli bir tüketici olabilsin.

10. Beraber Okuyun:

Bütün ailenin aynı anda katılabileceği bir okuma saati ayarlayın. Çocuklar, anne-babalarını okurken görmeye ihtiyaç duyarlar. "Söylediğimi yap", ifadesinin "Yaptığımı yap" kadar etkili olmadığını unutmayın. Okuma kelime dağarcını arttıracaktır ve sohbetleri zevkli hale getirecektir.

11. Öğretici Oyunlar Oynayın:

Bekleme zamanlarında ve diğer boş vakitlerde, çocuğunuzun düşünmesini harekete geçirmek için aklınızda bir oyun hazır olsun. Twenty Question (20 soru), Categories (sınıflar) ve I Spy (casusluk yaparım) sınıflandırma becerilerini ve yöntemini öğretir. En erken yaşlardan başlayarak, çocuğunuzun aletlerin çalışma şeklini, kavramları ve çevresindeki nesnelerin özelliklerini anlamasının nasıl geliştiğini gözlemleyin.

12. Mantıklı Hedefler Belirleyin:

Bir çocuk için C'den A'ya derece atlamak imkansız gibi görünür. Her seferinde çocuğunuzun her gece çalışması için destekleyin ve gösterdiği çaba için her gün onu tebrik edin. Gelişmeyi göreceksiniz.

13. Soruları Cevaplayın:

Öğrenme, saat 3'te bitmez. Soruları öğrenme deneyimine çevirin. Eğer çocuğunuzun sorunlarının cevabını bilmiyorsanız bir kaynak kitaba baş vurun. Bir gezi planladığınızda önce biraz ev ödevi yapın. Beraber gideceğiniz yerin tarihini araştırın. Görülmeye değer yerlerin listesini yapın ve bu yerin neden önemli olduğunu bulun.

14. Matematiği Gerçekçi Yapın:

Çocuğunuz, gerçek yaşam durumları yansıtan kelime problemine sahip olduğunda, gerçek araçları kullanın. Oturma odanızı adımla ölçün. Belli bir hızla gidilirse, büyükannenin odasına gitmenin ne kadar süreceğini hesaplayın. Matematiği gerçek hayatta ilişkilendirmek, çocuğunuzun öğrenme için ilkeleri ve sebepleri anlamasını kolaylaştırır.

15. İyi Bir Dinleyici Olun:

Çocuğunuzun, size her gün okumasını sağlayın. Onu sadece yanlış okuduğu kelimeleri düzeltmek için dinlemeyin. Biriyle bağlantılı kavramlar hakkında o durumda karakterlerin başka neler yapmış olabileceği hakkında, daha sonra ne olabileceği hakkında konuşun. Çocuğunuzun, benzer temalarda okumuş olduğu hikayeleri hatırlamasını ve onları karşılaştırmasını sağlayın.

16. Birlikte Sesli Okuyun:

Çocuğunuz okumaya başladıktan sonra ona kitap okumayı sürdürün. Şiir ve klasiklere de yer verin ve çocuğunuza okutturun. Sizin çocuğunuza okuduğunuz kitapların çoğu daha sonraları en sevilen ve tekrar tekrar okunan kitaplar arasında yer alır.

17. Okul İşlerinde İstekli Olun:

Çocuğunun gittiği okulun faaliyetlerini destekleyen velilerden olun. Özel durumlarda okulda bulunacak telefon konuşmalarında bulunarak okula yardımcı olun. Çocuklar anne ve babalarını okulda görmekten çok hoşlanır. Ayrıca okulun sizin yardımınıza ihtiyacı var.

18. Öğretmenlerle Konuşun:

Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşmek için bir sorun çıkmasını beklemeyin. Diyalogu ilk günlerden başlatın ve devam ettirin. Okulun ve öğretmenlerin yaptığını takdir etmek, bunu onlara hissettirmek çok önemlidir. Ufak bir teşekkür pek çok yol aldırır. Öğretmenlerin de olumlu tepkilere ihtiyacı vardır.

19. Konuşmayı Genişletin:

Küçük çocuklar konuşmaya başladığı zaman onlara baş sallayarak yada tek kelimelik cevap vermeyin. Çocuğunuzun kelime dağarcığını genişletin ve onları düşünmeye sevk edecek cevaplar verin. Sonraları, çocuğunuzun uzun cümleler kurmasına ve düşüncelerini detaylarıyla açıklamasına yardımcı olun.

20. Çok Pratik Yaptırın:

Mükemmellik amaç değildir. Büyüklerle kurulan en küçük bir diyalog, oyunlarda rol alma gibi faaliyetlere çocuğunuzun pratik yapmasını sağlayacaktır.

21. Her gün Matematikle Uğraşın:

Çatalları saydırarak, kurabiyeleri toplatarak, malzemelerin ölçülerini verdirerek, termostatı ayarlayarak vb. çocuğunuza matematiğin önemini sezdirin.

22. Okul Takip Çizelgesi Tutun:

Çocuğunuzun her yıl çalışmasını gösteren bir çizelge belirleyin ve böylece onun neleri öğretmekte olduğunu anlayabilirsiniz. Bu şekilde sık sık tekrarladığı hataları ya da dikkatsizlikleri saptayarak gerektiği zaman bu çizelgenin size yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.

23. Okul Çalışmalarını Sağlayın:

Çocuğunuz okulda olamadığında ev ödevlerini gözardı etmeyin. Çocuğunuzun ödevlerini düzenlemesinin önemli bir yeri vardır. Bu çocuğunuzun çalışmalarını saklı tutmasına ve hergün sınıfta olanların önemli olduğunun sizin tarafınızdan bilinmesine yardımcı olacaktır.

24. Ev Ödevi Planı Yapın:

Çocuğunuza ödevlerini yapması için iyi bir ışık ve aydınlatma sağlayın. Düzenli bir zaman ayarlayın. Çocuğunuzun yaptığı ödevleri zamanında ve doğru biçimde övün.

Velilere Tavsiyeler
Velilere Tavsiyeler

Sayın Veli; çocuğunuzun derslerdeki başarısı için aşağıdaki hususlara önem veriniz.

1. Çocuğunuzun sağlık durumu ile yakından ilgileniniz. Hastalıklardan bir kısmı, çocuğun hayat enerjisini önemli ölçüde azaltarak onu dermansız bırakır. Bir kısmı ise; doğurdukları devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve dikkatini ders konuları üzerinde toplamasına engel olur. Sağlık durumu çocuğun okul başarısına etki ettiği gibi bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya tedavi ettirilmemesi birtakım uyumsuz davranışların da sebebi olacaktır.

2. Çocuğunuzu kahvaltı ettirmeden veya yemek yedirmeden kesinlikle okula göndermeyiniz. İlköğretimdeki çocuk hızlı bir büyüme ve gelişme dönemindedir. Bu konuda titiz olunuz. Yemeklerini zamanında yediriniz.

3. Çocuğunuzun kılık- kıyafetine özen gösteriniz. Kıyafetlerinin okul kurallarına uymasına ve temizliğine dikkat ediniz. 

4. Çocuğunuzun derslerinin ve davranışlarının daha iyiye yönelmesi için, öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurunuz. Veli toplantılarına mutlaka katılınız. 

5. Çocuğunuzun yaşamındaki en etkili çevre aile çevresidir. Çocuk yaşamında en çok etkili örnekleri ailesinden alır. Anne-baba olarak tüm davranışlarınızla çocuklarınıza örnek olunuz.

6. Çocuğunuzu iyi tanıyınız. Çocuklardan yapamayacağı şeyleri istemeyiniz. Onları yeteneklerinin ötesinde başarı göstermeye zorlamayınız. 

7. Çocuğun tüm arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi yapabileceği, elde edilebileceği kanısının verilmesi veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması, hiç yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar geliştirmelerine neden olacaktır. Bu konuda titiz olunuz.

8. Çocuğunuzun yanında ona uygulanan eğitimin tartışmasını yapmayınız. Okul ve öğretmenler ile ilgili görüşlerinizi çocuğun yanında açığa vurmayınız. Çocuğunuzun çalışma programı yapmasına, uygulamasına yardımcı olunuz. Planlı çalışma üzerinde durunuz. 

9. Çocuklarınızı başka çocuklarla veya kardeşleri ile mukayese etmeyiniz. Her insanın sahip olduğu nitelikler farklıdır. Onları olduğu gibi kabul ediniz.

10. Çocuklarınızı korkutmayınız. Fazla baskılardan, bedeni cezalardan, olmayacak sınırlamalar koymaktan kaçınınız. 

11. Çocuklarınızın belli davranışları için anne-baba olarak değişik davranış göstermeyiniz, aynı şekilde davranınız.

12. Çocuklarınızla iyi notların yanında zayıf not almasının da normal olduğunu ve çalışmakla durumunu düzeltebileceğini telkin ediniz.

13. Çocuğunuzun okul yaşantısı ile ilgileniniz. Anlattıklarını dinleyiniz. 

14. Çocuğunuzun okul dışındaki arkadaşlarının kontrol ediniz. 

15. Çocuğunuzun okul ve öğretmenler hakkında şikayetleri olursa onu dinledikten sonra okul yönetimi ve öğretmenler ile görüşünüz. 

16. Öğretmenler öğrencisinden makul olan ders araç ve gereçlerini almasını istemişlerse, bunları zamanında ve yeterince temin ediniz. 

17. Ders çalışırken, çocuğunuzu ev işi, çarşı, pazar işi için kaldırmayınız.

18. Çocuğunuzun mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde, sosyal olmasını sağlayınız. Okul ve çevresindeki sosyal faaliyetlere katılmasına izin veriniz. 

19. Çocuğunuzu çok sık eleştirmeyiniz. Bunu başkalarının yanında asla yapmayınız. 

20. Beğendiğiniz takdir ettiğiniz taraflarını söyleyiniz. Onun kendine güven duymasını sağlayınız. Çocuklarınız arasında ayrım yapmayınız. Çocukları kıskandırmayınız. Hepsine sevgi ve ilgi gösteriniz.

21. İçinde bulundukları yaşlarda arkadaş çocuğunuz için çok önemlidir. Arkadaşı olmasına, iyi arkadaş seçmesine yardımcı olunuz. 

22.Tv izlemede çocuğunuza iyi alışkanlıklar kazandırınız. Sürekli TV izlemek çocuğunuzun başarısını olumsuz yönde etkiler. Ancak bunu zor kullanarak değil ikna ederek gerçekleştiriniz. 

23. Çocuğunuzun okuluna ve eve zamanında gelişini sağlayınız, varsa geç kalma alışkanlığını önleyiniz. 

24. Evde çocuğunuza rahat bir çalışma ortamı hazırlayınız. Çocuklarınızın zararlı alışkanlıklar edinmesine engel olunuz. Onları zararlı alışkanlıklara karşı duyarlı hale getiriniz.

25. Çocuklar önünde yapılan tartışmalar, kavgalar onları mutsuz, güvensiz ve endişeli olmalarına neden olur. Sorunlarınızın yanında konuşmayınız, münakaşa etmeyiniz.

26. Çocuğunuzun çeşitli sorunları için sınıf öğretmenine baş vurunuz. 

27. Çocuğunuzun evde ders çalışmasını kontrol ediniz. Ancak sürekli şekilde “dersine çalış” ikazı olumsuz etki yapmaktadır. Ona güvendiğinizi belli ederek uyarınız. 

28. Çocuğunuzun okula devam durumunu yakından izleyiniz.

29. Çocuklarınıza karşı sabırlı, soğuk kanlı ve anlayışlı olunuz. Doğal olarak onlar hata yapacaklardır. Kusurları ve kötü hareketleri olacaktır. Çocuklar düşündüğünüz, istediğiniz gibi tavır ve davranışlar göstermiş olsalardı ailede ve okulda eğitim denilen şeye gerek kalmazdı.